Tabut’da seks partisi

Posted in Haziran 10 on 25/06/2010 by pelindelirirse

Sinekler yapışıyor vücuduma,
İrin akıyor göz kapaklarımdan, ellerimde saç tellerin…
Yatağın kenarından bakıyorum çıplak vücuduna ve hiç yazılmamış bir hikaye yazıyorum ikimize;

” Tabut’da seks partysi “

Saçlarının yatağıma değdiği gün başladı ölüm…
Yatağı buz kesmişti, ceset soğukluğunla üzerimde inliyordun…
Donuk ölü gözlerimle aldığın hazzın, dayanılmaz acısını yaşıyordum…

Apar topar acelece sevişiyorduk
Zaman ezan vaktiydi, okunacaktı birazdan isimsiz bir camiden sela’n
” Elleri çingene bir adam vefat etmiştir ” diyecek mikrofonun ucundaki adam…
Etin çürüyordu yavaştan, kemiklerin kasığımı acıtıyordu

Bu et parçasını işim bitince çöpe atacak ve küvet de yakacaktım bütün eşyalarını…

Ayakkabılarını koymayacaktım kapı önüne, kimse bir ö l ü olduğunu bilmeyecektı buralarda…

Evet…evet…evet…

İçimden defalarca tekrarladım aynı düşünceyi ;

Bir et parçasını çöpe atacak kadar acımasız,
Bir erkeği baştan yaratacak kadar kahraman olmalıyım…

Hayata küskün çocukların oyunlarından gelmiştik ikimizde
Bu tabuta seni sokana kadar, kaç defa ellerinde ölüp dirilmiştim
Pudra kokuyordun biraz, biraz şekerlerimi elimden almana kızıyordum…

Körebe oynuyorduk aşkla,
Kör ben oluyordum, ebeyi hiç bir zaman bulamıyorduk…
Yıllarca yaşadığım, tanıdığımı sandığım bir adamın arkasından hiç tanımamış gözlerle bakıyorum şimdi…

İçim sızlamıyor artık çürüyen bedenini izlerken
Seni en çok bu beyaz kefenin içinde seviyorum

Sen yatağımda uykuya dal,
Benim katil oluşuma aldırmadan…

Sessizce,
Sinsice

İşlesin dualarım cansız r u h u n a …

Seni öldürüyorum her gece, beni 12 yerimden vurduğun silahınla…

Bedenimden cesedin savruluyor

Apar topar sevişmeyelim n’lur…

Boğazıma takılıyor adın, koyu bir balgam gibi
Bir süre ağzımda tutuyorum…

N’lur ölelim hadi…

Misafirliğin kısası iyi…

Seni kanguru kesesinde üşüyen kelebek gibi hatırlayacağım…

İnan(ma) buna s e v g i l i m …

Bir et parçasını çöpe atacak kadar yenik
Cesedini becerecek kadar gururlu olmalıyım…

Çünkü yaşamın bedenimden a k t ı …
Çünkü ben kadın ve çocuktum…
Çünkü deliriyor olmalıyım…

Körebe oynuyorduk her gece öldüğün balkonda
İzmaritlerin ve boş şişelerin arasında

Kör benim, ebe kim ?

Kürtaj kurbanı bir bebek gibi çürüyor bedenim,
Ben seni öldürmeye gelmiştim,

Ne yazık ki kaderimiz oldu, bana yalnızca a c ı y a r a k bakman ..

bir öpücük

Posted in Haziran 10 on 05/06/2010 by pelindelirirse

Gece susuyor

İstiareye çekilmiş sevgimiz yanıyor parmaklarında

Gece susuyor, anlasana !

Sevgini koynuma dolayıp çıkıyorum pencere kenarlarına

Ağlıyor, ağlıyor.. Anlatamıyorum !

Ölüm gibi, yaşamak hadisesinin ortasına düşmüşken
korlarım

Burada bir gece yanardı susmadan

Dizlerime kadar batmışken dizelerine

Aşağılık koynunda erkeklerin sabahlamazdı annemin
kadınlığı

Sözlerinin koynuna giriyorsam her gece

Gökyüzü parlıyor çarpım tablomuzun üzerinde

Dizlerime kadar batmışken göğsüne

Perdenin ardından akan adamlara bakıyor gözlerim

Parıltının hararetine aldanan çakıl taşlarının üzerinde
düşünüyorsam seni

Unutma yağmurun hatrı var gözlerimde !

Susma gece susma !

sessizliğine teslim oluyor gülüşlerim

Kar kaplı sokaklarında tadı kalmıyor sonra .

Baştan ayağa battıysam çamuruna

bir öpücüğün kırk gün hatrı vardır sevgilim.

love paradise

Posted in Mayıs 10 on 23/05/2010 by pelindelirirse

Gözlerime mil çeken – Ruhuna dokundum bu gece … Gizli bir ibadet gibiydi sayıklanan düşler / kırık dökük kanatlarımın hala haberi yok havaya kalkan kolumdan , kendim bile bıkmış durumdayken benden nefesim ile kalp ataşlarımın arasındaki o nefretle sevişiyorum … Bu mahşer gününden sıyrılmaktı – şeytana inat küfürdü … Bunca yıl boşa dönen zamanın kolları gibiydi hüzün perisi / kanıma karışan zehir gibiydi – sana ölüyorum demem gibiydi bu üstü örtülü ruh – ruhuna …

O ki ; Başka bir
tendeyken ruhun beni öldürmeye geldi – dudaklarımın aralık kapısından
geçti Önce………………
Nefesi cigerlerimi patlattı öncesi ve darmadagın kanlar boşaldı beyaz çarşafa / Korkmuştu yanıma uzanmış o diger kırmızıya bulanmış ten – biliyordum onun şahdamırından akacak kanla sevişecegini …
Biliyordu – korkulu ruhumun bu acıyla dans edercesine başı dönecegini ve hemen sonrası o kırmızı gözlerinde yeniden hayat bulacagını bedenimin !!

Bedenim ki ; solan yaprakları yorgundu artık – bazı ölümler gibiydi , bir kaç dakikalık imdat çagrıları gibi yalvarıyordu ruhuna – çık artık buradan – kalbimi parçalayarak şiddetli bir acı bırak , bırakki sensiz harflerin cehenneminde sözcükler nasılda derinleşiyor – nasılda saf bulutlar arasında kanatıyorum o mavi gözlü uçurtmanı şiddetle … Ve arta kalandın sen … Bu denli rolümü benimsedigim bu gece kadar karanlık olsun herşey – dokunmak istiyorum artık aralık dudaklarımın arasındaki o kilitli kapının ardındaki uçuruma … Sevişmeler bitti artık hüzün perisi , agzımda sakladıgım dudaklarınada elveda dercesine
çekiyorum ellerimi dogdugum sana – ßenligim yırıik bir kukla gibi asılı kalyordu çin tiyatrorunda ; Ruhumu damgaladıgın o sabah – gözlerindeki kini akıttın ruhuma önce , ve elindeki meleklere saydırdıgın günahlarımla sevistin – çiplaktı ezberim , tenin “kanatırcasına bu işkenceyi – sindiriyordun en kuytu sensizligine” üstünü giyindirdigin o aynada , tenimi çiziyordun her saniye söverken ruhuma , boşluktaki siyahin laneti kadar sokuyordun elindeki nesteri kalbime .. En çok sevdiğim sendin .. Sen de beni , bu hayatla aldattın ..Bu hayatın içinde kimsesiz olduğunu bile bilmeyen biriyle aldattın … çünkü bilmezdin bile – Senli sözcükleri cennete saklardım ben !!

Fall pain

Posted in Mayıs 10 on 21/05/2010 by pelindelirirse

Yüzü yağmurla bıçaklanmış bir sonbahardı”
basitliğiyle
gerisin geriye çekilirken boz örtüler altında istanbul
beni hırpalayanlar topu topu üç beş adamdı

Belki çok dinlediğim bir david bowie şarkısı
belki ayaklarımın ucuna yanarak düşen
son meteor gibi tek bir sevgili kellesi,
belki de göğsümün orta yerinde
çatırdayarak yıkılan karanlık bir sis perdesi;
bu yaşanmamalıydı
beni hırpalayanlar topu topu üç beş adamdı

Şunu bilmeni isterim
seni bu şehirde artık seven kalmadı
yani terkedenle birlikte genel bir suskunluk meselesi,
yolların kemikleri kırık
yolların verecekleri yeni sözlere inanacak olan yok
yolları ancak kendilerini kesen yollar anlar
ömür boyu yolcu denmez ya bir insana
onun da bir adresi vardır bir gün şüphesiz hatırlanılacak
onun da belki çok dinlediği bir david bowie şarkısı
önemsenebilecek bir gururu, bir bahanesi
onun da ağlayacak birkaç özel dakikası vardır

“Yüzü yağmurla bıçaklanmış bir sonbahardı”
gerisin geriye çekilirken boz örtüler altında istanbul
rakılara akşam akrep gibi inerken
nihavent makamı eserken rüzgâr
kimseyi lanetleyecek değilim, çünkü,
beni hırpalayanlar topu topu üç beş
böcekti
çocuktu
huysuzdu
hepsi de bana benzeyebilecek kadar aptaldı

Vakit teslim saati, sen bölme uykunu

Posted in Mayıs 10 on 14/05/2010 by pelindelirirse

1.

Alaturka sevdaların, alafranga sevdalısıyım.
Bakma özlem gidermek için duvarlara çizdiğim çizgilere
Beş vakit ağlıyorum uykumdan uyanıp seni bana getirmeyen kahrolası yollara.

Şehrine k ü f r e d i y o r u m …

Bir benzeri dahi yok bu sancının
Erişemeyeceğim yerlere saklamışlar seni, ayağımda prangalar…

2.

Bacak aramdan sızan zevk sıvıları
Yatağımdaki düşler seni bana getirmiyor
Ruhum, ağzımdan çıkıyor kısık sesli çığlıkla
Parmak uçlarımdan çekiliyor kan
Gece açmış kollarını, sarıyor çıplak bedenimi ‘s e n’ in ellerinle…
Ölüyor zaman, saatin akrebi yelkovanı beceriyor
S e n ise b e n’i
Sırtımdaki ben’e yapışıyor tanrının isimsiz piçleri

BANG !!

Diz kapaklarımdan vuruyorsun, yanına gelemiyorum
Derin kesikler bırakıyorsun vücuduma
Yara değil ama, aklımdan kalbime uzanan tam 1001 bıçak kesiği
Hepsinin altında adın ve imzan yazılı

BANG !!

Hiçbir melek ben uyurken çilek yemiyor başucumda
İşlerini yapmadığı için Tanrı kırbaçlıyor onları
Ve lanet otogarlar şahit olmayacak senden ayrılış gözyaşlarıma…

3.

Yaz neden hırpalarki beni bu kadar
Ne dinlesem bana arabesk artık
Birleşme anlarında yağmurlar yağmaz
Toplayıp üç beş eşyamı
Durmayacağım buralarda
İki satır yürüyüp, yanına geleceğim
Canımı bağışlayacağım, şehrine çıkan yollara
İki satır susacağım, iki gece sevişeceğim seninle
Korkmayacağım karanlıktan
Üşümekten , ıslanmaktan
Ellerimin arasında yüzün, seyredeceğim bütün gece
Kasıkların tenime değecek
Beraber ölüp, beraber dirileceğiz saatlerce
Ateşin içine gizleyeceğim seni.
Çok çok hassas bir ebru ustası gibi
Dokunacağım çıplak sırtına, tırnaklarımla derine adımı kazıyacağım
Otogarlar beni sana özletmesin diye…

Akşam olmayacak, sadece biz gözlerimi kapayacağız

” Telefon çaldı – sesin iliğimi kemirdi “

Dudaklarım değil
Bir tek senin izninle tenim eriyecek
Kalbimi çıkarıp, yorgun hayatına yapışkan ikram olacağım
Yatağıma uzandığımda sen bir nehir oluyorsun
Üstüne yatıyorum…
Dudakların su… yastığa gömülüyorum.

Şimdi
Ağzımı
Diksen
Bile
Ne
Fayda (!)

Kana kana sana g e l i y o r u m…
G ö z ü d ö n m ü ş b e d e n i m i n

Vakit teslim saati…

Sen bölme uykunu…

oy(un)

Posted in Mayıs 10 on 03/05/2010 by pelindelirirse

Geceye astığım intihara meyilli cesaretlerimi toplayarak

Gece saat ü ç t e tüm biriktirdiklerimi k u s u y o r u m.. O çıkmıyor.

” b e n s e v i l e c e k k a d ı n o l m a k t a n v a z g e ç i y o r u m ”

hayat beni göğsüne bastırıyor.

İyi kadınlar körebe oynuyor..

Adamlarınsa uyku saatlerinde oynadığı saklambaç gözüme uyku girdirmiyor!!

Kararıyorum.

Uzandığımda elime boşluktan başkası gelmiyor !

“körebede yakalayamamaktan bıkmak, saklambaçta yakalamaktan daha mı gerçekçi?”

sormak istediğim ve biriktirdiğim çok şey olduğunu sanırken
duyulmadık laflardan aşkı tekrarlıyorlar “sorunsuz hayat endeksliyorlarmış gibi beynime”

“yaşanılan sarhoşluğun körkütüklük hali oluveriyor her şey”

- çıkartıyorum kendimi olduğunu sandığım b a s i t h a y a t l a r d a n

o r t a d a c e s e d i m k i r l e n i y o r ..

Elim sen de…. by YEDEK SEVGİLİ

Posted in Nisan 10 on 27/04/2010 by pelindelirirse

son verdin yaşamıma başardık mı a d a m..öldüm mü şimdi ben..

Kalp kan pompalayınca mı yaşıyor muşuz a d a m ?

‘ kalk yerine yat kızım koltukta uyuma ‘ diyen anneme inat kesiyorum çocukluğumu annemin göbek bağından. yol kenarına atıyorum..

Arkama bakmadan koşuyorum..

Bu yağmurları senin yağdırdığını biliyorum da.. inadına ıslanmıyorum..

Parmaklarımın kan olmayan bölümünde bir parça leblebi tozu buluyorum sonra.. ağzına sokuyorum parmağımı.. ağzım leblebi tozu doluyor..

Aynı mı ağzımız a d a m.. Aynı mı dilimiz.. Çocukluğumuz… Aynı mı?

saklanıyorum herşeyden.. körebe oynuyorum.. ortada bir sıçan var uzun eşeğe aşık..

Çocuklar görüyorum sonra.. Elinde oyuncakları olan çilli çocuk diğer çocuğa gitmesini söylüyor.. ” yarın yine oynarız’ diyor..

Olduğum yere çöküp kalıyorum..

Ağzımda bir dolu leblebi tozu.. Kanla karışık yağmurun ortasında tek kelime edemiyorum.

Madem çocukluğa dönüyoruz çatık küçük kaşlarınla..

Çocukken ‘ben yapmadım o yaptı’ vardı ya hani..

biz şuan öğretmenin karşısında birbirimize suç atıyoruz..

halbuki zil çalmış.. herkes çıkmış..

sol elinde sıktığın teri yerinde silgin..

sağ elin beni işaret ediyor.. ‘ ben değil o yaptı’ diye bağırman sınıfta yankılanıyor..

Benim ‘ O değil herşeyi ben yaptım’ cümlemi kimse duymuyor…

elim sende oynuyorum.

son verdin yaşamıma başardık mı a d a m. Öldüm mü ben şimdi..

ölmeden hemen önce..Çocukluğun ellerimde..

Elim sende..

Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.